YENİDEN “LÜBNAN”
Süleyman Kurt

YENİDEN “LÜBNAN”

Bu içerik 568 kez okundu.

Zaman zaman Ortadoğu’yla ilgili önemli olayları sizlerle paylaşırım. Lübnan bu konuda hep farklı bir yere sahip, dramatik bir örnektir.

Orta Doğu’nun en sorunsuz ülkelerinden biriydi Lübnan. Küçük bir ülke olan Lübnan’ın, nüfusu 4 milyon 500 civarında idi. 1960 lı yıllarda kişi başı milli gelir 15bin dolar ile bölge ülkelerinden çok müreffeh bir hayat sürüyordu Lübnanlılar. Çoğunluğu Hıristiyan olan Lübnan’da Arap ve az sayıda Dürzi ile karışık bir demografik yapı vardı. Başkent Beyrut için Orta Doğu’nun “ Paris’i” deniyordu. Akdeniz’e kıyı olması nedeniyle turizm, ülkede en önemli gelir kalemi olmuştu. Cıvıl cıvıl sahilleri, lüks otelleri ve gazinoları tıka basa turist dolu olan ülkede uzun yıllar süren huzur ve güven ortamı bölgede başlayan Filistin-İsrail savaşı ile bozuldu.

Altmışlı yılların başında bu küçük ülkeye, topraklarında İsrail ile savaştan kaçan Filistin’li sığınmacıların gelmesi ile eski huzur dolu günler geride kalmaya başlamıştı. Lübnan ve Ürdün topraklarında FKÖ nün gerilla eğitim kampları kurulmuş, burada eğitim gören gerillaların ülkelerine gidip İsrail ordusuyla savaşması bekleniyordu.

1970 li yıllarda Lübnan’a gelen sığınmacı sayısı da hızla artıyordu. 1975 yılına gelindiğinde ülkedeki demografik yapı Arapların lehine değişmişti. Lübnan Hıristiyan yönetime sahip bir ülke olduğundan burada sığınmacı olan Filistinliler artık bu yönetim tarzının değişmesi gerektiğini düşünüyorlardı. Öyle ya, savaştan kaçıp canlarını kurtaran ülkeye “vefa borçlarını” bir şekilde ödetmeliydiler. Dünya kuruluşundan beri süre gelen bir gelenek kaldığı yerden devam ediyordu “ YER YÜZÜNDE HİÇBİR İYİLİK CEZASIZ KALMAZDI” .

Orta Doğunun bu şirin ve küçük ülkesinde 1975 te bir iç savaş başladı. Sığınmacı arkadaşlar ülkelerini, topraklarını işgal eden İsraillilere değil de, kendilerine kucak açan Lübnanlılara doğrultular silahlarını.

Bulunduğu coğrafyanın aksine “savaşçı” bir toplum olmayan Lübnanlılar komşu Suriye’den yardım istediler. Yakın tarihe kadar “kanka” olan bu unsurlar, artık birbirlerine kurşun sıkmaya başlamışlardı. Kısacası Müslüman Filistinliler topraklarını işgal eden İsraillilere değil de kendileri gibi Müslüman olanlarla savaşıyorlardı. 60 yıl önce 1. Dünya savaşında İslam Halifesinin ordusu olan Osmanlı askerini sırtından vuranlar yarım asır sonra yine kendilerine yardım eli uzatanlara kusuyorlardı nefretlerini.

Gözü toprak üstünde olan İsrail Lübnan’daki karışıklıktan faydalanıp, ülkenin güneyine saldırdı. Küçük bir ülke bu kadar aksiyonu elbette kaldıramadı ve Lübnan’daki İsrail ilerleyişi 1982 ye kadar sürdü ve Beyrut’u işgal etti. FKÖ ne yaptı biliyor musunuz? İsrail’le savaşmak yerine yine çekilmeyi tercih etti. 2000 Barış gücü askerinin himayesinde, ellerindeki otomatik tüfeklerle havaya ateş açarak ve tekbir getirerek + zafer işaretleri yaparak Beyrut’u terk ettiler. Ne zaman geri döndüler? İsrail askerleri, Beyrut’tan ayrılınca hemen Filistinli gerillalar Lübnan’a geri döndüler.  Ne hikmetse vatanları için ölümü göze alamayan FKÖ gerillaları , kolay lokma diye Lübnan’ı gözlerine kestirdiler.

Bu arada Filistin’de kalıp , topraklarını savunanlar yok muydu? Elbette vardı ve onlar “İNTİFADA” başlatarak gerillaların yapamadıklarını , sapanla,taşla, sopalarla yapmaya çalıştılar. Hatta 2003 yılında Gazze şeridinin güneyindeki Refah kampında yaşayan Filistinli ailelere destek için orada bulunan ABD’li barış aktivisti olan Rachel Corrie bir İsrail Buldozerinin altında can vermişti.

Tarihe meraklılar iyi bilir. FKÖ lideri Yaser Arafat öldüğünde yurt dışındaki bankalarda milyar dolarları olduğu ortaya çıktı. Topraklarına sahip çıkamadı ama işin şov kısmı ile mali kısmını iyi yönettiği kesin.

Lübnan; Orta Doğu’da ibret alınacak bir ülkedir. Yaşadıkları “ders” niteliğindedir. Ucuz kahramanlık ve bilinçsiz siyaset yürüten ülkelerin “akıbetleri” konusunda doktora tezi sayılır.

Gelelim bu küçük ülkenin yaşadıklarından bizim ne gibi dersler çıkarmamız gerektiğine! Eğer buraya kadar okuduklarınızdan her hangi bir şey çıkaramadıysanız, ben anlatmak istediğimi net anlatamadım demektir. O zaman geriye yalnızca Lübnanlılar gibi “yaşayarak öğrenmek” kalıyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
GÜNE BAŞLARKEN 22 KASIM 2017
GÜNE BAŞLARKEN 22 KASIM 2017
ERCANLA OBJEKTİF 21 KASIM 2017
ERCANLA OBJEKTİF 21 KASIM 2017