KISA BATI KARADENİZ NOTLARI
Süleyman Kurt

KISA BATI KARADENİZ NOTLARI

Bu içerik 938 kez okundu.

Doğanın en cömert olduğu bölgelerimizden biri olan Batı Karadeniz, tarihi boyunca gereken ilgiyi ve değeri görememiş. Arada, Bağkur emekli imkanları ne kadarına olanak veriyorsa günü birlik seyahatler yapmaya çalışıyorum güzel bölgemde. 

  Karabük Üniversitesi sayesinde, Karabük’te işler biraz daha toparlanmış görünüyor. KARDEMİR in kente katkısını uzun uzun anlatmaya gerek var mı? Olayı yalnızca üniversite öğrencileri üzerinden değerlendirirsek, git gide artan öğrenci sayısına rağmen bir tek o kaynaktan Karabük’ü ayakta tutmayı düşünmek imkansız. 

  İnanmayanlar bu yazıyı not alsın, çok değil 10 yıl içinde bu küçük kent üniversiteleri öğrenci talebi karşılanamadığından bazı bölümlerini kapatmak zorunda kalacaklar. Biraz rasyonel düşünüldüğünde bunun zaten sürdürülebilir bir eğitim yolu olduğu iddia dahi edilemez. Kaldı ki her şehre bir hatta bazılarına iki üniversite kurulup tamamının öğrenci sayısını arttırmak istediğinizde ortaya büyük bir sorun çıkacaktır. Şimdi ilk sınavı kazanamayan öğrencileri bile bir formülle üniversiteli yapıp onları İSTİHDAM DIŞI göstermenin yolları aranıyor. 

  Burada yapılmak istenen asıl iş, gençlerin sağlıklı ve güçlü bir eğitim almaları değil, işsiz ve boşta gezen gençlerin İSTATİSTİK rakamlarda “ okuyor” görünmelerinin istenmesidir. 

  Bartın, Karabük ve Bülent Ecevit (Zonguldak) Üniversitelerinde sürekli öğrenci sayılarını arttırmaya yönelik girişimlere şu soruyu sormak gerekiyor. Değerli üniversitelerimizden son yıl kaç öğrenci mezun oldu ve yüzde kaçı branşıyla ilgili bir işe yerleştirilebildi? Hangi iş kolunda kaç ara eleman gerekliydi ve siz o ihtiyaç için kaç fakülte açtınız? Sayı ile övünüleceğine, kaç öğrenciye bu üniversitelerden aldığı eğitim ve diploma ile iş bulma imkanı sağlandı, ondan bir bahsedin! 

  Kardemir olmazsa, Karabük’ün işi zor. 

 Bartın bu bölgede işi biraz daha kolay biraz daha avantajlı kentimiz. Zira hala ve ısrarla “gıda ve hayvancılık” üretimi yapılıyor.

  Belki üretim rakamları tatmin edici seviyede değil ama yinede üretiyor. Çaycuma’dan Bartın’a kadar ki büyük alanda bir üretim hareketi olduğu görülüyor. Bu manzara mutluluk verici. Hem tarımın hem hayvancılığın sorunları yok değil. Ama yöre halkının bir mücadele içinde olması, bölgenin canlanma alt yapısı olduğu fikrimi güçlendiriyor. Sanayi kenti olamıyorsak, “gıda&hayvancılık” üretim kenti olalım.

   Gelelim Safranbolu’ya. Ortamı gezip gördükten sonra şunu rahatlıkla yazabilirim. Safranbolu İN, turizm OUT! Açılan yeni konaklama yerleri, temiz havası, huzurlu iklimi ve insanlarıyla tam kafa dinlenecek yerlerden biri olan Safranbolu ne yazık ki, biraz da bilinçsiz fiyatlandırma politikasıyla “turların günü birlik, şöyle bir gezinti yaptığı ama konaklama olmadan geçilen bir güzergah haline getirmiş”. Oysa turistin asıl olayı hem konaklama, hem yeme/içme hem de alışveriş yapmasıdır. Yıllar önce Arasta içinde bir ağabeyin dediği gibi “artık Safranbolu’da tavaf turizmi yapılıyor” …

   Yöre yaza hazır ama bu yaz, beklentilere yanıt verebilecek mi, bekleyip göreceğiz! 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
GÜNE BAŞLARKEN 24 KASIM 2017
GÜNE BAŞLARKEN 24 KASIM 2017
KURAN İKLİMİ 23 KASIM 2017
KURAN İKLİMİ 23 KASIM 2017