“En büyük sıkıntımız yetkimizin az olması”

 “En büyük sıkıntımız yetkimizin az olması”
Bu içerik 2587 kez okundu.

 

“En büyük sıkıntımız yetkimizin az olması”

 

Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Osman Bahar, şoför esnafının son durumu hakkında Ercan Demir’in soruların cevaplandırdı.
Çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Osman Bahar, “Sayın valimiz bu şehrin önünü açmıştır” dedi.

 

 

ERCAN DEMİR: Şoförler Odası Karakum’daydı. Karakum’da bir Manolya Park Projesiyle, Sayın Valimiz Ali Kaban’ın projesiyle orası yıkıldı, size de güzel bir yer tahsis edildi. Ben şunu her zaman söylüyorum. 69 Ambarlarında en güzel yere sahipsiniz. Sayın başkanıma da söyledim. İstişare yaptığımızda yani 69 ambarlarına evet bir sürü birden çok kamu kurumu gelecek ama en güzel yeri şoförler odası almış bana göre. Evet siz bu durum hakkında neler söylemek istersiniz. Sayın Vali Ali Kaban’ın çok büyük bir emeği olduğunu da söylediniz. Birde buradan söyleyelim sayın başkanım.
OSMAN BAHAR: Şimdi Karakum’daki yerimiz Sayın Valimizin orada bir projesi vardı, bir park projesi. Ona istinaden orayı terk etmek durumunda kalacaktık. Bundan önce bir sürü yer arayışımız oldu ama bir türlü bize burada kimse yer gösteremedi bizde arayıp bulamadık uygun bir yer işte bizim araçlarımızın çekilmesi gereken bir durumdu. İşte mevcut araçlarımızın olduğu orda bizim bir park yeri olması lazım, geniş bir yere ihtiyacımız vardı. Sayın valimize gittik Allah ondan razı olsun. Her zaman da söylüyoruz her zaman takdir ediyoruz. Sayın Valimiz eğer bugün olmasaydı, ben şunu söyleyebilirim rahatlıkla ki biz ne öyle bir yerde durabilirdik ne de yer bulabilirdik. Nasıl olurdu onu da bilemiyorum ama herhalde çok kötü bir yerde olacağımız düşünüyorum. Sayın valimize burada sizin aracılığınızla tekrar teşekkür etmek istiyorum.  Saygılarımı sunuyorum. Sayın valimden Allah razı olsun.

ERCAN DEMİR: Başkanım normalde öyle bir proje olmasa da yerinizi beğenmiyordunuz herhalde?
OSMAN BAHAR: Yerimizi beğenmeme açısından değil, bugünkü yerimize göre orası çok kötü bir yer diyebilirim. Bugün Zonguldak’ta alabileceğimiz, bulabileceğimiz en güzel yer. Şehrin önüne açılmaya müsait olan, sayın valimizin katkılarıyla beraber işe oradaki her yer yıkılmıştı temizlenmişti. Orda birçok yeri yapması gerekenlerin adına, Sayın Valimiz bu şehrin önünü açmıştır. Bunu da diğer geride kalan, sorumlu olan yetkililerin değerlendirmesi gerekiyor ki valimizin yaptığını bugün burada yapması gerekenler yapmadı ki bu bir gerçek. Sağ olsun Sayın Valimizin sayesinde biz orda öyle bir yere sahip olduk ve bugün orada esnafımıza hizmet vermeye çalışıyoruz.

ERCAN DEMİR: Çınartepe mevkiinde 69 Ambarları, Çınartepe Mahalle Muhtarı Okan Girgin’in şöyle bir lafı vardır valimizle alakalı ’60 tane bakanım olacağına bir tane Ali Kaban gibi bir valimiz olsun yeter.’ Şeklinde bir açıklaması vardı.
OSMAN BAHAR: Doğru söylemiş sevgili muhtar arkadaşımız. Gerçekten de Zonguldak için yapılan takdire şayan, bunu takdir etmek lazım. Şimdi diyelim ki 1000-2000 kişinin eleştiri yapıldığı yerde 30-40 bin buna takdir gösteriyorsa güzel hizmet yapıldığı ortadadır.

ERCAN DEMİR: Kıskanan olmadı mı başkanım en güzel yere siz geldiniz 
OSMAN BAHAR: Onları bana hep soruyordular. Nasıl aldın? Nasıl becerdin? İşte araya birilerini mi soktunuz da gibi söylemlerle karşılaşıyoruz. Hayır. Sayın valime ben gittim derdimi anlattım. Odamızın ne kadar bir sıkıntıda olduğunu ne kadar boşta olduğunu, nasıl bir durumda olduğunu, Türkiye’ye genellemeye vurduğumuz zaman en mağdur odalardan bir tanesi olduğumuzu, şunda bir gerçek ki Türkiye’de en büyük odanın geçmişe istinaden, Zonguldak Odası olduğu bir gerçek. Bide bizim odamız karma oda. Bartın, Karabük de bize bağlıydı ki üye sayısı o dönemde 15 bini geçiyordu. Tamda kayıtlar tutulmamasına rağmen 15 bin üyemiz vardı. Ama gelinen noktada en mağdur, en kötü diyebilirim herhalde yanlış söylemiş olmam, bir odaya sahibiz. Yazık, günah. Yani bugün o odanın mal varlığı ve maddi olarak rakamların kasasında veya mal varlığı olması gereken bir yerdeyken, bugün gelinen noktada, işte o geçmişte de söyledik, 5 trilyon 900 lira borçla devraldık. Kapısında bir tane araç yoktu. 

ERCAN DEMİR: Görevi  kaç yılında devraldınız? Ne zaman başkanlığa başladınız?
OSMAN BAHAR: 2008’de aldık. 2 trilyonu da şirketi borçlu aldık. 2008de devraldık biz. O günden bugüne işte zor şartlarda da olsa biz önümüzde bu kadar sıkıntımız var deyip hiçbir zaman mazeret üretmedik. En zor şartlarda geldik bu güne kadar gelinen noktada, 5 trilyon 900 liralık bir borçtan, bugün odamızın 600 milyara yakın bir borcu kaldı. Şirketimizin de 700 milyara yakın bir borcu kaldı. Bu kadar sıkıntılarla boğuşurken, yeni geçtiğimiz yerde de 95 milyar lira oraya masraf ettik. Şöyle ki 50 milyar lira paramız yoktu kendi, ben ve sağ olsun başkan vekilimiz Engin Bey’in, ikimizin üzerine bir kredi çekildi. 10 milyar lira federasyonumuzdan aldık. Sayın Kozlu belediye başkanımız bize 6 milyar lira bir yardımda bulundu. Sanayi odasındaki arkadaşlarımız bize 3-3,5 milyar arasında bir miktarla bize yardım ettiler. Ben diğer geri kalan parayı eşimden, dostumdan, arkadaşlarımdan, yakınlarımdan temin ettim. 95 lira masrafla biz yeni yerimize yerleşmiş olduk. Yani orda en iyi şekilde, esnaf arkadaşlarımıza, meslektaşlarımıza hizmet vermeye çalışıyoruz. Yani bu kadar bir sıkıntının içerisinde, kolayına aşılamayacak bir sıkıntıyı aştık. Sağolsun çevremizdeki eşimize dostumuz arkadaşlarımızla beraber. Ben 2 ay sayın başkan vekilimizle beraber, ben şahsım orda biz iki ay orada çalışan ustalarımızla beraber bizde çalıştık.  Geçen sene yazın en sıcak aylarında biz orada ustalara amelelik yapıyorduk yani. Bununda keyif alarak yaptık çünkü orada bizim sorumlu olduğumuz esnaf arkadaşlarımız var. Hizmet vermeye mecbur kaldığımız arkadaşlarımız var. Onlar tabi bu işin iç yüzünü hepsi bilemeyebilir. Onlar oraya geldiğinde bizden hizmet bekliyorlar. Bizde en iyi şekilde kendi çabamızla, eşimizin dostumuzun çabasıyla esnaf arkadaşlarımızın yardımıyla biz bu duruma kadar geldik.

ERCAN DEMİR: Başka bir başkan yapar mı böyle?
OSMAN BAHAR: Valla onu esnafımızın takdirine bırakmamız lazım. Ben orada günde 2 sefer üzerimi değiştirdiğimi de biliyorum. Öyle çalıştık biz orada. Takdirini saygıdeğer meslektaşlarıma, esnaf arkadaşlarıma bırakıyorum. Yani burada bu saydığım sayın valim başta olmak üzere Sayın Kozlu Belediye Başkanıma tekrar teşekkür ediyorum. Sanayi odasının başkanına ve yönetim kuruluna teşekkür ediyorum. Bize yardım eden başka kimse olmadı.  Yani biz çok şartlar altında, belki de bir çadır mı kurardık bilemiyorum yani o kadar bir sıkıntılı durumda sıkıntılarda devam ediyor. İnşallah düzelecek diye bekliyoruz sabırla uğraşıyoruz mücadelemizi veriyoruz ama esnaf inşallah bundan mutludur, memnundur. İnsanları mutlu etmek zordur ama bunları takdir eden çoğunluğun olduğunu biliyorum. Herkese ben bu konuda teşekkür ediyorum.

ERCAN DEMİR: Peki başkanım yine bu konulara geliriz. Peki dediniz bize kimse yardım eden olmadı diye. Şimdi şehrin sahibi Zonguldak Belediye Başkanı. Bunu da ayrıca ele alacağız zaten. Sayın Vali Ali Kaban’ın çok büyük destekleri oldu bizde bunu takip ettik. Lakin 2008 senesi olanları anlattınız. Peki esnafımızın, şoför esnafımızın en büyük sıkıntısı Zonguldak’ta e tabi yol. Çünkü biz taksi şoförleriyle röportajlarımızı yapıyoruz, dolmuş esnafıyla yapıyoruz. Hepsi yollardan muzdarip.
OSMAN BAHAR: Şimdi, bizler şöyle söyleyeyim; siyaset yapmadan siyasete müdahil olan sivil toplum kuruluşlarının önderleriyiz. Bizim için A parti B parti farketmiyor. Bize ve esnafımıza sahip çıkan, esnafımızın işlerini kolaylaştıran, kapısına gittiğimizde bize yardımcı olan, her kim olursa olsun, hangi partiden belediye başkanı olursa olsun, biz onunla çalışmak isteriz. Ama geldiğimiz noktada sıkıntılarımız büyük. Şimdi biz 2000 kişinin temsilcisi olarak, burada en büyük sıkıntımız şu; yetkilerimizin az olması, yetki kargaşamız var. Şimdi bizleri buralara getiren esnaf arkadaşlarımız haklı olarak bizden bir sürü taleplerde bulunuyorlar. Ama 5393 sayılı yasa şehrin düzenlenmesi ve bu konularla ilgili bütün düzenlemeyi belediyeye vermiş. Şimdi belediye başkanları bu konuda çok yetkili ve belediye meclis üyeleri, belediye trafik komisyon üyeleri çok yetkililer. Bizimde buralarda imza yetkimiz yok. Bizlerin üzerinden bir karar alıyorlar, bizlere de tebliğ ediyorlar. Bizler de bu kararı uygulamak durumunda kalıyoruz. Ben sayın belediye başkanıma şunu söylüyorum; esnaf temsilcisi olarak Zonguldak’ta 9 tane esnaf temsilcisi var. En azından siyaset yapan belediyeler, esnaf temsilcilerini ayda bir toplanıp da esnafın sıkıntılarını, o temsilcilerinden bizim gibi başkanlarından dinlerlerse, şehrin sorunlarına daha hakim olacaklarını ben sayın belediye başkanıma defalarca söyledim. Ama gelinen süreçte daha bir sefer, bizi bir araya toplayıp da böyle bir toplantının olduğu göremedik biz 7 seneden beri aşağı yukarı beraber çalışıyoruz. Bizim üzerimizden karar alınıyor. Biz belediyenin kapısına gidiyoruz. ‘Efendim bu kararı neden böyle aldınız?’ diye münazara yaşıyoruz. Bunlar şık olmayan bir durum. Biz bir köprü vazifesi görüyoruz sorunları anlatma anlamında,  bizleri daha önce o kararları almadan bizleri dinleseler, derdimizi, mağduriyetimizi, sıkıntılarımızı dile getirip anlatsak da herhangi bir polemik yada herhangi bir eksiklik yaşanmasa da daha güzel olmaz mı?   

ERCAN DEMİR: Başkanım biz şimdi Sayın Akdemirden röportaj aldığımızda ben taksici esnafında dertlerini dinliyorum dolmuşçu esnafında dertlerini diniyorum diyor. Nasıl dinliyor? Sizin dediğiniz gibi bir toplantı şeklinde değil de, nasıl dinliyor?
OSMAN BAHAR: Derdi dinlemek ayrı bir şeydir. Soruna çözüm bulmak daha farklı bir şeydir. Bizde şimdi gidiyoruz arkadaşlarımızın sıkıntılarını dinliyoruz. Neler yapılması gereken durumda geliyoruz hangi kurumla alakalıysa o kurumun başına gidiyoruz. Ama derdimizi anlatıyoruz, esnafın sıkıntısı olarak dert anlatıyoruz ama çözüm noktasında önemli olan çözüme kavuşturmak. Şimdi burada diyelim 5 tane sorununuz var, derdiniz var. 5 derdinizden 2 tanesini 3 tanesini çözerseniz insanlar mutlu olur diğer 2 tane 3 tane kalan sorununu derdini de umutla bekler. Çünkü der benim 2 tane 3 tane sorunum derdim çözüldü diğerlerinde de mutlaka bir umut ışığı olacaktır ki çözülecektir, bir beklenti içerisine girer. Zonguldak’ta bu durumu biz yaratamadık. Şimdi bizim gittiğimiz bütün illere gidiyoruz, diğer illerin il ve ilçe başkanlarıyla diyalog kuruyoruz, beşeri ilişkilerimiz var toplantılarda oturuyoruz, konuşuyoruz, tartışıyoruz biz oralara soruyoruz sizler bu konuda sorunlarınızı nasıl çözüyorsunuz, nasıl oluyor, nasıl kritik yapıyorsunuz gibi. Belediye olmazsa olmazı. Şimdi bizim bu kadar mağduriyet durumundayken, ben Sayın Belediye Başkanım bana darılmasın, üzülmesin, kırgınlık da olmasın, ben 3 sefer yanına gittim. Çok zor durumda olduğumuzu kendisine defalarca anlattım. Sayın Valimiz olmasaydı biz ne yapacaktık? Ben kendime bir şey istemiyorum ki. Burada 200 kişiyi temsilen, esnafına zaten belediyelerin bir görevi, hem esnafın hem vatandaşın hak ve hukukunu korumak değil midir? Bizde gittik yardım istedik ama maalesef geri döndük.

ERCAN DEMİR: Peki başkanım Karabük’le Zonguldak oda olarak birbirinden ayrıldı. Peki orayla görüşüyorsunuz bölge olduğu için. Biz çözüm için hep AK Parti’den bir şeyler bekliyoruz sanki. Karabük ve Bartın’ın MHP Belediye Başkanları. Orayla görüştüğünüzde oranın çözümleri hangi noktada?
OSMAN BAHAR: Şimdi odaları, gelirler az olan odalara şunu diyorum. Ben sayın belediye başkanıma da söyledim. Belediyeler yardım eder. Nasıl yardım eder? işte onlara bir düğün salonu gibi veya kira geliri yapabileceği işler önüne koyar esnafın temsilcisini, kalkınmasına vesile olur. Şimdi bakıyorsunuz en kötü bir odanın sadece kira geliri, kendi gelirinden hariç 30-40 milyar, 80-100 milyara kadar olan odalar var. Ama bizde maalesef zamanında böyle fırsatlar kaçırılmış, değerlendirilememiş büyük paraların girdiği dönemlerde. Bu aciziyeti yaşıyoruz. Biz burada esnaf adına çok isterdik ki bize, ama belediye olsun ama siyaseten olsun sahip çıkılabilsin. Bu esnafın derdi sorulabilsin. Şimdi bakıyorsunuz seçim zamanı geliyor. Bütün vekiller, siyasiler, aday olanlar, belediye başkanları, her kim olursa olsun, odalarımıza hafta da 1-2 sefer geliyorlar. Ama bugün gelinen nokta da seçim bittikten sonra kimse alınmasın, darılmasın ama gerçeği bu, sayın vekilimiz Özcan Ulupınar’ın haricinde bizim odamıza kadar gelip bizi defalarca ziyaret eden tek vekil. Başka hiçbir; ben parti olarak konuşmuyorum, kişi olarak isimde veriyorum, çok isterdik ki ‘ ya arkadaş siz ne yapıyorsunuz bu kadar esnafın durumu nedir? Derdi nedir?’ diye bize Sayın Özcan Bey’den hariç kimse gelmedi, sormadı. Her fırsatını bulduğunda, arıyor, soruyor, ne yapıyorsunuz?, sıkıntılarınız nedir? Zaten direkt onu arayabiliyoruz. Zaten telefonumuzu açan yok. Buda bizi ve esnafımızı çok üzüyor. Bunları esnafımızla paylaşıyoruz.

ERCAN DEMİR: Zonguldak belediyesi yanınızda durdu mu?
OSMAN BAHAR: Odamızın taşınmasıyla ilgili biz belediye başkanımıza gittik. Maddi olarak, ya da maddi olmasa da tuğla, çimento, parke gibi yani bu tarzda şeylerde, zaten onların şirketlerinden veya onların alışveriş yaptığı yerlerden yardım verebilirlerdi. Kozlu Belediye Başkanımız bize bunu yaptı. Bizim belediyemizde bize yapabilirdi bunu. Yapmadı. Diğer belediyeler de istedik yapmadı. Şimdi burada kimseyi kırma adına değil, bilgilendirme adına söylüyoruz. Bizim kimseye de dargınlığımız olmaz. Kurumlar arasında zaten dargınlığıda kabul etmiyorum. Öyle bir şey yok. Herkes ben gittiğimde şimdi Zonguldak’ta şöyle bir durum var. ‘Efendim siz neden beni bu konuyla ilgili eleştiri yaptınız?’ Eğer ben size daha önce bu konuyla ilgili derdimi sıkıntımı anlatmadıysam, bilgilendirmediysem bana gönül koyabilirsiniz. Zonguldak’ta böyle bir sıkıntı var. ‘Neden beni eleştiriyorsun?’ ‘Neden beni söylüyorsun?’ ya şimdi herkesin oturduğu yerde temsil hakkında insanlara, vatandaşına, esnafına hizmet etmekle mükellef. E bunuda, hizmetini göremediğinde bunu dillendirmek zorunda kalıyorsun. Biz kendimizle ilgili sıkıntılarımızı, esnafımızın sıkıntılarını çözemediğimiz zaman bize nasıl eleştiri yapıyorsan, bizimde sıkıntıları getirdiğimiz makamlar sorunları çözemiyorsa bizde eleştiri yapmak durumunda kalacağız. Çünkü insanları bilgilendirmek zorundayız. Çünkü benim yetkim bir yere kadar geliyor orada bitiyor. Orada sizin yetkiniz başlıyor. E bu demek oluyor ki herkes yetkisini kullanmak durumunda ki bu sıkıntılar ortada olmasın

ERCAN DEMİR: Peki başkanım şunu soracağım. Hani dediniz ya çimento için bize Kozlu Belediye Başkanımız yardım etti, bunu Zonguldak Belediye Başkanımızda yapabilirdi diye. Peki siz söylediniz mi Sayın Akdemir’e? 
OSMAN BAHAR: Tabi ki söyledim olur mu öyle şey!

ERCAN DEMİR: O zaman şunu söylemek istiyorum. Zonguldak Belediye Başkanımız Sayın Muharrem Akdemir’in şöyle bir açıklaması olmuştu. Siz o zamanlar da basında da eleştiriyorsunuz Zonguldak Belediye Başkanı’nı bize yardımcı olmuyor diye.
OSMAN BAHAR: Ben, pardon orda şöyle bir lafa gireyim. Ben basının üzerinden konuyu hiçbir zaman tartışmayı sevmiyorum. Polemik haline getirmeyi sevmiyorum. Neden? Ben birebir konunun muhatabıyla sorunumu çözemezsem belki basını aracı olarak kullanıp bunu dillendirebiliriz. Bizim birinci derecede önceliğimiz sorunu muhatabıyla çözmek ama çözemiyorsan sıkıntıya düşüyorsan, sorunlar öteleniyorsa, mecbur kalıyorsunuz. Bunu neden çözemediği sorumlu olduğunuz esnafa anlatabilmek adına bunu böyle konuşmak durumunda kalıyorsunuz başkada bir sıkıntı yok yani.

ERCAN DEMİR: Sayın Akdemir dedi ki; Sayın Şoförler Odası Başkanı bizden para talebinde bulundu biz o para talebini karşılayamadığımız için bizim öyle bir şey yapma lüksümüz yok’ şeklinde bir açıklama yaptı ‘ O yüzden bizi eleştiriyor’ dedi.
OSMAN BAHAR: Ben ona şahsım adına para ver demedim. Orada bir cenaze var. Cenazenin kalkıp defnedilmesi gerekiyor. Bunu belediye yapamayacakta, görevlerinden birisi bu zaten esnafa yardım etmek, temsilcisini odasını bir şekilde esnafa hizmet vermek anlamında bir şekilde karşılanacak bu. Kim karşılayacak bunu? Bizim böyle bir durumumuz yok. Aldığımız cevap şuydu madem öyle söylüyorsa; ‘ Gitsin esnafından toplasın.’

ERCAN DEMİR: Bunu size mi söyledi? Siz mi duydunuz?
OSMAN BAHAR: Basına da söyledi bunu. Bana da söyledi. Ben eğer o makamdaysam, ben mazeret üretmiyorum. Ben orayı yaptım. Üzerime krediyi çektim. Gittim orada çalıştım işçi olarak. Gocunmuyorum. Yaptım. Yaparım da. Her şekilde yaparım. Bütün çevremin imkanlarını kullanır yine yaparım. Yarın bir gün sorulduğunda da, söylendiğinde de kimse alınmayacak darılmayacak. Herkesin bir zamanı gelecek. Öyle değil.

ERCAN DEMİR: Bu cenaze için istedim dediniz başkanım..
OSMAN BAHAR: Hayır ortada bir cenaze var. Bunun kalkması lazım. Nedir bu? Mağduriyetin giderilmesi lazım anlamında söylüyorum yani. Şimdi bana yardım etmeyeceksiniz de ne zaman; benim ayağım düz basıyor zaten işimi görürüm. Siyaset çok farklı bir kurum. Hizmet ederseniz yarın seçimde karşılığını görürsünüz. Bunu bana yapmıyorsunuz. Burada 2bin tane esnaf var. Onların çoluğu çocuğu var, mağduriyeti var. Bunlar karşılıkla paslanarak olacak şeyler.

ERCAN DEMİR: Peki başkanım ücret talebinde bulunabilirsiniz oda olarak.
OSMAN BAHAR: Biz herkesten istedik. Verenden de Allah razı olsun vermeyenden de. Herkes başımızın üstünde.

ERCAN DEMİR: Aynen böyle demekti ama ben Sayın Akdemir’in ‘Gitsin esnafından toplasın’ dediğini duymadım, bilmiyorum, olmuştur. Basında da yer aldı. Sahalarda çalıştığım için Sayın Akdemir’in yanına gideceğim ve bu konuyu kendisine bizzat makamında soracağım. Birde şunu soracağım; şoförlerin sıkıntıları yol, esnafın, taksicilerin, minibüsçülerin yol hiçbir yerde yol yok diyorlar. Ama diyor ki sayın Akdemir;’ Asfalt yapıyorum mahallelerde çalışıyorum’ bu taksilerde mahalleye gidiyor, bu dolmuşta mahalleye çıkıyor 
OSMAN BAHAR: E doğru söylüyor. Hepimiz ayrı ayrı mahallelerde oturuyoruz. Gün gelir ki işimizin gereği veya hastaneye çıkarken atıyorum ki oraya buraya çıkarken görüyoruz. Bunu söylemenin bir gereği de yok. Görünen köy kılavuz istemiyor. Doğrudur. Yapıyordur. Allah razı olsun. Kim hizmet ediyorsa Allah ondan razı olsun. Yapıyordur, yapıyor ya da yapmıyoru yaşayarak görüyoruz. Biz burada yaşadığımız için bir yabancı dışarıdan birisi gelse, belki ona birtakım şeyleri söyleyebilirsiniz ama biz burada yaşıyoruz bunu görüyoruz. 

ERCAN DEMİR: Sizin de açıklamanız olmuştu ‘ Zonguldak engebeli bir şehir evet yolar konusunda sıkıntımız olabilir bunu da belediyeye çok yüklememek gerekiyor’
OSMAN BAHAR: Şimdi Zonguldak’ın arazi yapısı itibariyle, konumu belli hepimiz görüyoruz. Zonguldak’ın yerin altının alınmış olunmasından dolayı, Zonguldak’ın yollarında her zaman bir esneme oluyor. Eğer yapacağınız yolu standartlarına göre yapmazsanız, yol 1 ayda 2 ayda bozulur. Şimdi kışın yapılacak yamaların zaten kardan ya da tuzun olduğundan, bir haftada hepimiz yok olacağını biliyoruz. Şimdi asfaltı dökerken onun bir zamanı var ısısı var işte yerin bir ısısı var. Bunlara dikkat edilerek yapılırsa veya parke döşeyip alt zemini standartlarına göre yaparsanız o yol batıp çıkmaz. Ama günü savuşturmak amacıyla o işi yaparsanız yarın aynı sıkıntıyı yaşarsınız. Yaptığınız da bir işe yaramaz. Bozulur. Birine verirsiniz o yapar sonra başka birine verirsiniz o yapar sadece harcamalarınız çoğalır başkada bir şey olmaz. İmkanlar ölçüsünde yapacağınızı da kaliteli yapmak durumundasınız. Onun için Zonguldak’ta yol durumu belli, hepimizin bildiği bir durum.

ERCAN DEMİR: Az da olsa asfaltlama yapılıyor sayın başkanım. Kalitesiz mi yapılıyor?
OSMAN BAHAR: Görüyoruz. Belediyemiz belki zor durumda olmuş olabilir ama, zor durumda olmak hiç yapmamak hiç yardım etmemek değil. Mesela bazı mahallelere gidiyorsunuz parke yapılmış. Soğuksu’da. Güzel, çok güzel. Bazı yerler yapılıyor ama burada Sayın Belediye Başkanımızın da kötü bir durumda olduğu değil. Altyapıları yeniden dizayn ettiği gibi şey yani. Baya bir alt yapı olarak çalışması oldu. İşte doğalgaz geldi. Onun dönemine denk geldi. Orada da büyük bir sıkıntı yaşadı işte vermiş olduğu firma bu işi öteledi, üzerine durmadı. İşi verdiğiniz firmayı siz takip edeceksiniz. Protokolü ona göre yapacaksınız. Adam işini bitirdikten sonra üzerini kapatmasını, asfaltlamasını yapmazsa belirli bir süre sonra cezai müeyidesini uygulayacak sınız. Bunları takip etmezseniz, tabi müteahhit firma üstünkörü yapar çeker gider. Bunlar çok önemli şeyler. 

ERCAN DEMİR: Evet sıkıntılar var. Siz gerekli yerlere gidiyorsunuz utanmamda diyorsunuz. Gerekirse Zonguldak Belediye Başkanım beni kabul etmediği halde 3 de, 4 de, 5 defa da giderim
OSMAN BAHAR: Yo kabul etmiyor diyemem. Görüştük ancak olumlu sonuç alamadık. Benimle görüşmüyor gibi asla öyle bir şey söyleyemem. Sağ olsun yine kendisine teşekkür ediyorum. Her telefon açtığımda müsait olduğu zaman bakıyor, randevu alıyoruz gidiyoruz, görüşüyoruz. Yani burada bir sıkıntı yok. Burada bir hata varsa düzeltelim böyle bir şey yok ama önemli olan çözüm noktasında bir sonuca varmak. Diğer konularla ilgili bir sürü sorunlarla ilgili devamlı gidiyoruz, gitmek zorundayız çünkü sorunun çözülme yeri orası. Bizimle görüşmüyor diye öyle bir şey söyleyemem. Asla olamaz. Öyle bir şey yok zaten ama sorunlara çözüm noktasında sıkıntılarımız var.

ERCAN DEMİR: Evet başkanım şunu sormak istiyorum şimdi; dolmuş ve taksici duraklarına ne gibi yardımlarınız oldu. Esnaflarımızın sıkıntılarını belediye başkanımıza götürüyorsunuz. Siz kendiniz yardım olarak ne yapıyorsunuz?
OSMAN BAHAR: Şimdi ben önce şunu söyleyeyim. Biz odayı devraldığımızda, yine bunu tekrarlamakta fayda görüyorum; TTK’ya bu borçlar 2 Trilyon 700 lira demin saydığım borcun haricindedir. TTK’ya olan bir borcumuz var. 2 Trilyon 700 liraya yakın bir borç var. Bu geçmişten gelen bir durum.  Şöyle ki; 2004 senesinde bizim mevcut durak yerlerimizin kira sözleşmesi belediyenin üzerinden gidiyordu. Biz oraya husum ediyorduk belediyeye. Ama 2004 de o günlerde şoförler odası başkanımız TTK ile şoförler odası arasında protokol yapınca, parayı ödenmesi gereken TTK Genel Müdürlüğü iken geçmişteki belediye başkanı para almaya devam etti. Bu 2004 ten 2008 e kadar bu dava söz konusu olmayınca TTK ya, asıl paranın verilmesi gereken yere TTK Genel Müdürlü parasını alamayınca odayı dava ediyor. Biz de, ben geldiğimde belediyeye diyorum ki, gidiyorum o günkü sayın belediye başkanına, neden siz rüsum adı altında para alıyorsunuz diye anlaşamıyoruz dava ediyoruz. Davayı kazanıyoruz. 3 sefer biz bu konuyla ilgili dava ettik. 3’ünüde kazandık. Şimdi belediye bizden o mevcut olduğumuz yerden rüsum parası alamıyor. Burada esnaf arkadaşlarımızın yapması gereken şudur; defalarca kendilerini uyarmama rağmen, kendilerine defalarca anlatmama rağmen, kendilerini o, bir önceki TTK Genel Müdürü ile de görüştürdüm. Paranın, kira gelirinin yıllık TTK Genel Müdürüne ödenmesi gerekirken ne belediyeye verildi ne de TTK’ya ödendi. Bu para zaten 2 Trilyon 700 lira, şoförler odasına mahsup edildi. Şimdi geçen sene, 2016 yılında, biz TTK Genel Müdürüyle ve yönetimiyle bir toplantı yaptık. Dediler ki ‘Biz buradan sizi çıkarmak durumunda kalacağız’. Devlet hiçbir zaman alacağını kimsede bırakmaz. Faiziyle beraber bunu alıyor. ‘Eğer siz bu mevcut durak yerlerinde durmak istiyorsanız 2005 yılını baz alarak pardon 2015 yılını baz alarak, 2015 önce kalanlar şoförler odasının üzerine yıkılıyor borç. Siz protokol yapın. Mevcut olduğunuz Kapuz durakları, Kozlu, 10 Temmuz, Karafatma, Çatalağzı, Tepebaşı gibi o mevcut durakların olduğu yerlerde durabilirsiniz. Toplantıya durak başkanları arkadaşlarımı da getirdim. Orada TTK’nın hukukçuları da vardı. Sayın Genel Müdür yardımcımız vardı, TTK’nın genel yönetimi vardı. Biz bir şekilde orada anlaşmaya vardık. Yıllık 1180 TL araç başı ödenen orada duracak, hiçbir sıkıntı çıkmadan rahat rahat çalışacak. Bu protokolü yapmayıp da ödemeyenler, 2015 yılından baz alınarak avukatlık ve icra masrafları da mal sahibinin üzerine yıkılarak icra yoluyla parası tahsil edilecek. Defalarca kendim gittim esnafımıza anlattım. Yazı gönderdim. Hala daha burada parayı ödemeyen esnaf arkadaşlarımız var. Yarın TTK Genel Müdürlüğü icra takibi başlattığında, biz gidip de TTK Genel Müdürlüğüne neden böyle bir uygulama yaptınız diye hiçbir söz söyleyecek hakkımız yok. Çünkü burada esnafın birçoğu bu parayı ödüyor burada duruyor. Şimdi siz hiçbir yere oturduğunuz bir eve kira vermeden ne kadar oturabilirsiniz? Şu anda esnafımız orada bir kısmı para vermeden 4 senedir orada duruyor. Yarın bir sıkıntı olduğunda acaba hangi kapıya gidilecek? Ben bunu değerli milletvekillerimize bize gelen bizimle istişare yapan milletvekillerimize de aktardım. Sayın belediye başkanımız da bu konuyu biliyor. Biz belediye başkanımıza dedik i isterseniz siz burayı tekrar kiralayın dedi ki ben burayı tekrar kiralarsam ben bu 1180 liranın haricinde sizden 500 TL de rüsum parası alırım. Bende esnafa dedim ki siz 1180 TL’yi vermekte sıkıntı çekiyorsunuz, 500 lirada belediyeye nasıl vereceksiniz gelin beraber ferdi olarak TTK Genel Müdürü ile bir protokol imzalayalım. Bu mevcut yerimizde duralım. Eğer mevcut yerimizden bizi TTK Genel Müdürlüğü kaldırırsa biz nereye gideceğiz. Zaten Zonguldak’ta yer sıkıntısı var. Anlamamakta ısrar eden bir takım esnafımızın önünü açmış olduğumuz halde, ısrarla olumsuzluğa devam eden arkadaşlarımız var. Dilerim ki onlarda erken bir zamanda yapılan yanlıştan başlarına bir iş gelmeden dönerler. Şimdi devletin malını ne kadar işgalci bir duruma duruyoruz. Ben bunu arkadaşlarıma anlatmaya çalışıyorum ama anlamak istemeyenlerin beyninde, zikrinde ne gibi bir hesapları varsa, onu da anlamak istemiyorum. Diğer arkadaşlarıma dedim ki ya arkadaşlar ticari faaliyetini yürütürken günlük hesap yapamazsınız. Önünüze en az bir 10 senelik hedef koyarak işinizi dizayn edersiniz. Ama bilemiyorum yarın büyük bir sıkıntıyla bu yanlıştan dönülür karşılaşmayız diye düşünüyorum. Defalarca kendim uyardım, yazı gönderdim, toplantı yaptık anlatmaya çalıştım dilimizin döndüğü kadar ki anlaşılmayacak bir konu değil zaten. Anlaşılmayacak bir konu değil. Çok basit herkesin anlayabileceği bir dilden. Artık bilmiyorum niyetler nedir? Ne düşünülüyor? Yarın mağdur bir duruma düştükleri zamanda artık bakacağız. Bizden çıkmış oluyor. Zaten bizim yapacağımızda orada bir şey kalmıyor zaten.

ERCAN DEMİR: Evet başkanım şoför arkadaşların çocuklarına burs veriliyor mu?
OSMAN BAHAR: Şimdi biz bu kadar zor şartlara rağmen, en mağdur arkadaşlarımızın, esnafımızın en mağdurlarını seçerek 18 kişi ile 15 kişi arasında burs veriyoruz. İşte bir katkımız olsun gibi. Elimizden geldiği kadar bunu yapmaya çalışıyoruz. Mesela hizmetlerimizden bir tanesi; biz şoförler odası yönetim kurulu olarak bir karar aldık. Bu kararı İl Trafik Komisyonuna getirdik. Ticari araçlarımız herhangi bir mağduriyet yaşadıklarında, arabaları bağlanma durumunda kalırsa, 7 eminlik depomuza çekiyoruz. Orada 7 eminlik parası almıyoruz. Çekici parası da almıyoruz. Türkiye de bu sadece en mağdur olduğumuz halde biz yapıyoruz. Başka hiçbir şoförler odasında yok. 81 ilde ve ilçelerinde hiçbir şoförler odası yönetimi çekicisinden ticari araçlarından bedava çekmiyor. En azından 50 TL bir mazot parasını alıyor. Biz de onu şuna istinaden yapıyoruz. Yıllarca bu esnaf bu odanın hiçbir şeyinden faydalanamadığı için biz bu hizmeti saygıdeğer meslektaşlarımıza vermeye çalışıyoruz.  

ERCAN DEMİR: Nasıl sağlıyorsunuz başkanım? Bu mağduriyette bu maddiyat nerden geliyor sorasım geliyor başkanım.
OSMAN BAHAR: Şimdi bizim yönetim kurulumuza buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Hepsine saygı duyuyorum. Benim yönetim kurulu 2 dönemdeki arkadaşlarımın hiçbir tanesi huzur hakkı parası almıyor. Bu kadar özveriyle bu yönetim bu kadar çalışıyor.  Onlara esnafım adına da kendi adıma da ne kadar teşekkür etsem azdır. Onlar bunu görüyorlar. Bizim odayla ilgili ya da şahsımızın, misafir ağırlamayı belirli bir sayıda tutuyoruz.  Kendiniz de defalarca geldiniz gördünüz. Biz lambalarımızı bile tek olarak yakıyoruz. Yani diyeceksiniz ki tek lambadan ne tasarrufu? Lambadan tasarruf. Benzinden arabamızı makam aracımıza gaz koydurdum. Gazlı çalışıyor. Oradan tasarruf yapıyoruz. Yani her şeyden biz tasarruf yapıyoruz. Her şeyden. Bizde fuzuli bir harcama gelip hiç kimse göremez. Bizim yönetim kurulu toplantılarımızda çok şeffaftır. Açıktan yapılır. Herkes bakar inceler, hata varsa düzeltilir ama yanlış varsa uyarılır, yanlış üzerine devam ediyorsa ben arkadaşlarıma söylemişimdir; savcılık yada emniyet müdürlüğüyle, bu yanlış devam ediyorsa kim olursa olsun başta ben olmak üzere, yönetim kurulundaki arkadaşlarımız bilir. Biz böyle çalışıyoruz. Önümüzde boşa harcama, ona harcama buna harcama, yani ben şunu da söyleyeyim, çok açık söylüyorum sizler Zonguldak’ın sorunlarını gerekirse bizim esnafın sorunlarını gündeme taşıyıp halkın nabzını tutup sıkıntılarını gündeme getiriyorsunuz. Ben çok üzgünüm. Burada bile biz tasarruf yapıyoruz. Biz eskiden har vurup harman savrulan paraları, medya üzerine giderleri bile belirli bir ölçeğe çektik. Bizde harcamalar çok kısıtlıdır. Boldan bir başkasının parasını harcamak çok rahat gelir ya bizde böyle bir şey yok. Bizim geçmişten gelen borçlarımızı olmamış olsaydı biz kendi içimizde dönerdik.

ERCAN DEMİR: Başkanım yardıma ihtiyacınız yok gibi konuşuyorsunuz ama yardım da istiyorsunuz.
OSMAN BAHAR: Şimdi yardıma ihtiyacımız yok diye bir şey yok. Demin saydığım borcun haricinde TTK Genel Müdürlüğüne 2 Trilyon 700 bin lira borcumuz var. Biz oraya 800 bin lira borç ödedik. Borç faize gitti. Ödediğimiz o para sanki hiç ödenmemiş gibi faizine gitti. Şimdi o borcumuzda önümüzde olmamış olsa, bizim önümüz açılır. Bugün mevcut odamızın yeri, sayın valimizin sayesinde oraya geldik. Şimdi ödediğimiz borçlara baktığımız zaman, ödediğimiz burcun 3 te  1’iyle biz oranın mülkiyetini alırdık. Ama yok. Şimdi bizim gelirlerimiz her geçen gün geriye gidiyor. Şimdi borçlarımız ne oldu. Yapılandırma yaptık vergi dairesine, sigortaya. Ödemekte sıkıntı çekiyoruz. Niye? Gelir yok. Her geçen gün bir evrak bizden gidiyor, bir evrak bizden gidiyor. Şuanda gelirlerimiz ne var? Aidat gelirlerimiz var. Muhasebe yaptırıyoruz bir kısım muhasebeyi odamıza çekmeye çalışıyoruz. Ben odayı aldığımda dolmuşçu, servisçi ve kamyoncu esnafı 180 TL’ydi yıllık muhasebe ücreti, taksici arkadaşlarımızın 140 TL’ydi. 2008’de seçimden sonra dedim ben bunu kazanırsam düşüreceğim diye.  Seçimden önce yapmadım ki seçim propagandası yapıyor diye algılanmasın diye. Seçimi kazandıktan sonra, dolmuşçu ve kamyoncu esnafımızı 120 TL’ye düşürdüm muhasebe ücretlerini. Taksici esnaf arkadaşlarımıza 96 TL. Yani ben bu esnaf arkadaşlarıma, işlerini, muhasebelerini genel anlamda odalarına yaptırmalarını rica ediyorum. Çünkü geri dönüşü onlara. Oranın sağlam olarak yere basması lazım ki, yarın hizmeti kendilerine farklı şekilde geri dönebilsin.

ERCAN DEMİR: Başkanım şunu da sormak istiyorum. 15 Temmuz gibi bir badire atlattık. Darbe girişimi atlattık. Tabi 15 Temmuzla ilgili görüşlerinize biz basında hep yer verdik onu sormayacağım ama 15 Temmuzdan sonra bizim Gazi Paşa caddemiz hep konuşuluyordu, trafiğe kapatılmalımı kapatılmamalı mı? Zonguldak’ın trafiği çok büyük bir sıkıntı. Evet Gazi Paşa çok büyük bir sıkıntı, hele ki saat 4 ve 6 saatlerinde sizde biliyorsunuz adım atılmıyor. Kilit oluyor. Lakin Kozlu tarafından gelen, Milli Egemenlik tarafından gelen trafikte aynı şekilde, Gazi Paşayla bağlanan yol. Bir 28 gün demokrasi nöbetleri devam etti. 28 gün boyunca Gazi Paşa trafiğe kapatıldı. Yani görüldü aslında. O zamanlar çok yazıldı. Gazi Paşa’nın trafiğe kapatılması denendi mi? Oluyor mu? Trafik akıyor mu? 28 boyunca da biz gittik işimize gücümüze, siz gittiniz geldiniz. Hiç trafiğin aksadığını görmedik aslında. Trafik bir şekilde ilerledi, Gazi Paşa’da da insanlar, aynı İstanbul’da ki İstiklal Caddesi gibi yürüdüler. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz? Denendi mi Gazi Paşa?  
OSMAN BAHAR: Şimdi Gazi Paşa Caddesi’ni kapatıp kapatmamak, çok önem arz ediyor.  Şimdi Ulucami’nin oradan işçi anıtına kadar caddeyi kapatırsanız ne olur? Ne kazancınız olur? Ne kaybınız olur? Ben orayı bilemem. Ben mevcut, şu anda, Zonguldak’ta acilen, ivedi olarak otopark sorunun çözülmesi gerekiyor. Ben sayın valime, giden sayın emniyet müdürüme Osman Ak’a ben bu konuları aşağı yukarı 15 gün bu konuyu sayın emniyet müdürümle, sayın trafik müdürümle zaman zaman sayın vali yardımcımız Hüseyin Ezgi Bey’le zaman zaman konuştuk , kritik yaptık. Ben şunu söyledim; Zonguldak’ta Gazi Paşa Caddesi’ni açarsınız yada kapatırsınız bilemem. Alternatif yollarımızın, yapılmadan, çevre yollarımızın, şehrin önünü açıp genişletmeden, bugün marketler şehir içerisinde dolu. Hiçbir marketimizin otoparkı yok. Kamu binaları veya özel binalar yapılırken bakıyorsunuz otoparkı olma zorunluluğu var ama maalesef birtakım yerler iş yer olarak çalışıyor. Otopark olarak çalışması gereken yerler iş yeri olarak çalışıyor. Şehrin hala içerisinde okul var. Okullar ve kamu binaları ivedilikli bir biçimde şehrin dışına doğru yayılmadıktan sonra, bu şehrin trafiğini rahatlatamazsınız. Her marketin önüne bakıyorsunuz, 5-6 tane araçları var. Hepsi de yasal olmayan bir şekilde çalışıyorlar. Bunlar burada duruyorlar. Bir sıkıntı yaratıyorlar. E Zonguldak’ta bir alışkanlık hale gelmiş, özel araç sahipleri bankaya yada herhangi bir özel kuruma gidecekler, arabasıyla gidiyor. Bir kere bu alışkanlığımızdan vazgeçmeliyiz ya. Aracımızı otoparka bırakacağız. 100 metre, 200 metre gerekirse 500 metre yürüyeceğiz. Ama hayır. Sağ tarafa araba bırakmış park yeri yapılmış, sol tarafta park yeri var. Acil ivedilikle inip bir şey alacak olan vatandaş ikincisine park ediyor. Hemen çapraz tarafında oda ikinci sıraya bırakmış. Yol tek şeride düşüyor. Bu soruna önce bir çözüm bulmamız lazım. Aracıyla herkes işini göreceği yere gitmekten vazgeçecek.

ERCAN DEMİR: Sizin bir açıklamanız olmuştu başkanım hatırlıyor musunuz? Zonguldak’ta fakir yok. Herkeste lüks araba var. 
OSMAN BAHAR: Şimdi bunu söylediğim zaman belki bana kızabilirler bilemem. Zonguldak’ta bir tane kötü araba yok. Nerden bakarsanız her evde aşağı yukarı 1-2 araba var ki keşke en güzel şeyler hep insanlara layıktır. Keşke her şey olsun. Şimdi öyle bir şey var ki, evi iş yerine çok yakın olanda aracını kullanıp çarşıya iniyor, bu kadar sıkıntıya rağmen. Burada farklı önlemler de alınabilir. Tek plaka çift plaka gibi uygulamalar da olabilir. Bir gün çarşıya inip inmemekle alakalı. Toplu taşıma araçlarını kullanmamız gerekiyor. Bunu kullanmıyoruz. Şimdi toplu taşıma araçlarının, demin söyleyeceğimiz şekilde, istihtamını arttırabilmek adına Türkiye genelinde olduğu gibi belediyenin toplu taşıma işini, mevcut olan duraklara vermek durumunda. Çünkü bütün illerde bu böyle. İstanbul’da, büyük şehirlerde aynı hattan giden güzergahlar birleştiriliyor, toplu taşıma araçlarına dönüştürülüyor. Biz bunu yıllardır söylüyoruz ama uygulatamadık. Bunların şehri dizayn etme anlamında birlikte yapılması gereken bir sürü uygulamalar var. Ama her şey de olduğu gibi onda da geri kalıyoruz.  Orada da sıkıntı yaşıyoruz. Bilmiyorum ne olacak 
(RÖPORTAJ-ERCAN DEMİR)

 

 

 

 

son dakika zonguldak haberleri
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
GÜNE BAŞLARKEN 20 EKİM 2017
GÜNE BAŞLARKEN 20 EKİM 2017
KURAN İKLİMİ 19 EKİM 2017
KURAN İKLİMİ 19 EKİM 2017