pub-2258345284006191
Haber Detayı
06 Ocak 2018 - Cumartesi 15:50 Bu haber 328 kez okundu
 
Turpcu, kongrede konuştu...
Turpcu, kongrede konuştu...
SİYASET Haberi
Turpcu, kongrede konuştu...

Bugün gerçekleştirilen CHP 36. Olağan kongresinde Milletvekili Şerafettin Turpcu konuşma yaptı.

Turpcu konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

'Sevgili Yol Arkadaşlarım,

Değerli Partili Kardeşlerim,

Saygıdeğer misafirlerimiz,

Sözlerime başlarken, bugün burada, Cumhuriyet Halk Partisine gönülden bağlı, siz değerli dostlarımla birlikte olmaktan onur duyduğumu belirtiyor, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. 36. Olağan İl Kongremizin başarıyla geçmesini temenni ediyorum.

Değerli Arkadaşlarım,

Öncelikle ülkemizin mevcut resmini anlatarak konuşmama başlamak istiyorum. 

 

Ülkemiz iyi yönetilmiyor.

 

Gördüğümüz, şahit olduğumuz üzere, temiz siyaset ve dürüst bir yönetim anlayışı yok. En kötüsü demokrasiden gün be gün uzaklaşılıyor.

 

İktidar partisi, gelir dağılımındaki adaletsizliğe hiç dokunmadığı gibi tersine yoksul gelir sınıflarını daha da yoksullaştırmış,  halkımızın temel sorunlarına kalıcı hiçbir çözüm bulmadan, sadaka dağıtarak, zulmünü merhamet olarak pazarlayan bir parti haline gelmiştir.

 

Mevcut iktidar, yoksullaştırdığı halkımızı yardıma muhtaç bırakarak, siyasi politikalarının en önemli aracı olarak acımasızca kullanıyor…

Yoksulluk, yolsuzluk ve işsizlik artarak ülkemizin en başta gelen sorunları olmaya devam ediyor.

Ekonomimiz şöyle büyüdü böyle büyüdü istatistikleri yayınlıyorlar ama halkın cüzdanı boş.

Enflasyon alavere dalavere rakamlarla bile 12 iken memura, emekliye verilen zam sadece 5.69!

Ürün fiyatları ve vergilerdeki artışla beraber vatandaşlarımızın alım gücü her gecen gün daha da düşüyor!

Türkiye’de işsizlik artarken, üretimi ve üreteni temel alması gereken anlayış yok sayılıp, rant ekonomisi işletilerek yandaşlar zengin ediliyor. Bir yandan da doğamız acımasızca talan ediliyor!

Halkımıza, geçmediği köprünün, hiç görmeyeceği havaalanının, tedavi görmediği hastanenin, kullanmadığı elektriğin, yemediği rüşvetin bedeli ödetiliyor!

Emekli ve dar gelirli vatandaşlarımız geçinmekte zorluk çekmeye mahkum ediliyor.

Çiftçilerimiz yok sayılıp, tarım her geçen gün bitiriliyor. Hayvancılık deseniz keza öyle!

Dışardan et, bakliyat hatta saman ithal eden bir ülke haline geldik.

Medya özgür değil.

Kendileri “ekmeksiz götürenler”, israf bahanesiyle ekmeği dahi küçülttüler! Halka ise “ekmek alamazsanız israf da edemezsiniz” diyorlar!

Asgari ücretle insan gibi yaşayamayacağını bilip, itiraz eden vatandaşlara, `elinize dilinize dursun` deniyor! 

Peki tüm bunlar olurken Sayın Cumhurbaşkanı’nın yakınları ne yapıyor? Milyonlarca doları, vergi cenneti Man Adası’nda kurdukları 1 sterlinlik şirkete gönderiyorlar!

Yine, Sayın Başbakan’ın çocuklarının ve akrabalarının Malta`da şirketleri olduğunu görüyoruz.

Sayelerinde, bilmediğimiz, adını yeni öğreneceğimiz ada devletleri kaldı mı acaba merak ediyoruz?

Ülkeyi yönetenler, herkesten millilik ve yerlilik beklerken bunlar ne demek oluyor? Bu adalar yolsuzluk için kullanılıyor!

Demokrasinin olduğu, yönetimin şeffaf olduğu, yöneticilerin halka hesap verdiği ülkelerde bunlar istifa sebebidir!!!

Zamanında Kuşadasında 90 dönüm arazi aldı dönemin Başbakanının ne kadar çok eleştirildiğini ettiğini hatırlıyoruz!  

Değerli Arkadaşlarım,

Yurttaşlarımızın yaşamını hukukun gücü değil, güçlünün hukuku belirliyor.

 

Ülkemizdeki adalet ihtiyacının hiç olmadığı kadar öncelik olduğu bir dönemde adalet için toplumumuzun tüm kesimleriyle birlikte verdiğimiz mücadele devam ediyor. İşte bu yüzden, 15 Haziran - 9 Temmuz 2017 tarihleri arasında dünya siyasi tarihinin en önemli barışçıl eylemlerinden biri olan, Ankara`dan başlayarak İstanbul’da son bulan “Adalet Yürüyüşü`nü” gerçekleştirdik. “Hak, hukuk, adalet” için yürüdük!

Değerli Arkadaşlarım,

Kurtuluş Savaşı sırasında, vatanımız işgal altındayken bile her şey Meclis'te tartışıldı. Bugün ise, her şeye tek kişi karar veriyor?

Olağanüstü hal uygulamaları normalmiş gibi gösterilmeye çalışılıyor, ülke KHK`larla yönetiliyor, üstüne olağanüstü hal ile ilgisi olmayan KHK`lar çıkarılıyor, Meclis iradesi yani halkın iradesi yok sayılıyor.

Hükümet her istediği konuda KHK çıkaramaz. KHK sadece olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda olabilir. Taşeron işçiye kadro konusunun OHAL ile ilgisi yoktur. Taşeron işçiye kadro konusu KHK’nın değil TBMM’nin yetkisinde olan bir konudur. Anayasa bir kez daha ayaklar altına alınmıştır.

Bizim tüm çağrılarımıza rağmen taşeron işçiye kadro konusu tartışılmadan ve kapalı kapılar ardında oldu bittiye getirildi. Konunun en önemli muhatabı olan sendikalar devre dışı bırakıldı, taşeron işçiler de kapsam dışı bırakıldı!

Hani nerede hükümetin “tüm taşeron işçilere koşulsuz kadro” sözü? Binlerce mağdur yarattılar!

15 yıl boyunca bu ülkeye ve halkının onuruna, geleceğine, umutlarına çok büyük kötülükler yapılmıştır, yapılmaya da devam ediyor. Şimdi önümüzde tek yol var, 2019 seçimlerinde başarılı olmak!

 

Peki değerli arkadaşlarım,

Bu günlere nasıl geldik?

 

Büyük Orta Doğu Projesi nedir?

 

Türkiye hakkında neleri içerir? Sayın Erdoğan neden Sayın Erbakan`ın yanından ayrılıp kendi yolunda yürüdü?

 

Nasıl bir anda Avrupa ve Amerika’nın büyük desteğini aldı?

 

Neden gelir gelmez Irak tezkeresi için var gücüyle çalıştı?

 

Neden Ordumuzun Atatürkçü subayları hapislere atılıp yerine Fetöcüler getirildi?

 

Neden bitmiş terör tekrar hortlatılıp ardından artık analar ağlamasın diye çözüm süreci başladı?

 

Neden 2010 referandumundan sonra Fetöcülerin yargıya yerleşmesine göz yumuldu?

 

Neden BOP Eş Başkanı olmakla övünüldü?  

 

Neden Cumhuriyetin armağanı olan bayramlar teker teker itibarsızlaştırılmaya çalışıldı?

 

Neden toplumun hiçbir kesiminde bir talep yokken hükümet “başkanlık” dedikleri ucube sistemi gündeme getirdi?

 

Değerli Arkadaşlarım,

 

Bütün bu soruların cevabı bugün yaşadıklarımızda, ülkece içerde ve dışarda boğuştuğumuz sorunlarımızdan belli! 

 

Değerli Arkadaşlarım,

Bizler, çok partili rejime geçerken, tek kişinin burnu kanamadan iktidarı devretmiş bir partiyiz. Demokrasinin gelişmesi için kendi iktidarından vazgeçen bizler, ülkemizde demokrasinin yeniden tesis edilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz!

Bugün, 1950`lerde NATO'ya girerken, emperyalizmin etkisiyle milli eğitim ve milli savunmadan uzaklaşılmasının, laik eğitimin mezar kazıcılarına yol verilmesinin acısını çekiyoruz.

Bunun en ciddi örneğini yakın zaman önce yaşadık, devlet çökme tehlikesi atlattı!

 

 

 

 

Değerli Arkadaşlarım,

AKP`nin tarikat ve cemaat koalisyonu şeklinde, liyakati, cumhuriyet değerlerini ve laikliği hiçe sayan anlayışı 15 Temmuz`da darbe girişimi doğurdu! İktidarın ülkenin önemli makamlarını teslim ettiği kişiler kendi menfaatlerine ve dış ülkelerdeki efendilerine hizmet ettiler, ülkemiz gizli kalması gereken bilgilerini buralara servis ettiler.

Emperyalizm tüm dünyada ve Türkiye’de fay kırıklarından girerek, din, mezhep, etnik kökenleri kullanarak kendi çıkarları için kullanmaktadır. Tarikatlar bu anlamda emperyalizmin beslendiği alanlardır. 

Değerli Arkadaşlarım,

 

Ülkemizi, Ortadoğu’daki devletlerden ve sınır komşularımızdan ayıran sadece fiziki sınırlar değil, bilakis Cumhuriyet'in ve Atatürk Devrimlerinin ta kendisidir. Cumhuriyet Devrimlerinin en önemli ayağını, eğitim ve kadın hakları oluşturmuştur. 

Türkiye bugün Ortadoğu coğrafyasının aydınlık yüzüyse, bu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve Kurtuluş Savaşı Kahramanları sayesindedir.

Ülkemizin geleceği için çözüm Cumhuriyetimizin kurucu ilkelerine, Atatürk’ün devrimlerine sıkı sıkıya bağlanmaktır, başka kurtuluş formülü yoktur!

Değerli Arkadaşlarım,

AKP İktidarının hiç umursamadığı, hiçbir gelecek sunmadığı, taş üstüne taş koymadığı gibi mevcut imkanları elinden aldığı, yoksun bırakmak için adeta uğraştığı illerin başında Zonguldak gelmektedir.

Seksenli yıllardaki istihdam yapısı, görünümü ve sosyo-kültürel yapısı bugünden çok daha iyi olan bir şehir düşünün!

Bu şehir bugün ne halde?

Bugün yoksulluğun, işsizliğin ve göçün başkenti neresi diye sorsalar hiç düşünmeden herkes Zonguldak’ı gösterir.

Arka arkaya ithal kömüre dayalı termik santraller yapıldığı için, hava kirliliği sebebiyle sağlıklı bir yaşamın imkansız olduğu bir şehir haline geldik! Havamız, suyumuz toprağımız kirlendi, insanlarımız sağlıklarını kaybetti.

Kömür havzası bugün ne halde?

Sanayimiz kömür tüketmekten vaz mı geçti de Zonguldak bugün, bu hale geldi?

Tam tersine. Yerin atında kömürümüz, yerin üstünde işsizlerimiz varken işçi açığı nedeniyle yılda 1 milyon ton dahi üretemezken, 6,5 milyon tonu demir çelik sanayinde kullanılan koklaşabilir özellikte olmak üzere toplam 36 milyon ton taş kömürü ithal ediyoruz, yaklaşık 4 milyar dolar para ödüyoruz.

Zonguldak’ın ayağa kaldırılmasını sadece kendimiz için değil, ülke ekonomimiz için de istiyoruz.

Değerli Arkadaşlarım,

Zonguldaklı maden şehitlerimiz, diğer illerdeki maden şehitlerinden ayrı tutuldu, hakları verilmedi. Verdiğimiz kanun teklifi AKP`lilerin oylarıyla reddedildi.

Değerli Arkadaşlarım,

Zonguldak’ın daha fazla küçülmesine izin vermemeliyiz, bunun için istihdam odaklı bir kalkınma hamlesi gerçekleştirmek zorundayız. Yapacağımız yatırımlarla ve hayata geçireceğimiz projelerle Zonguldak`ı büyütmek, geliştirmek, işsizimize iş bulmak, göçü durdurmak ve hatta tersine çevirmek zorundayız.

Mevcut olan göçün önlenmesi için, verimli istihdam alanlarının oluşturulması gereklidir. Zonguldak için kirli yatırımlar ve kirli sanayi değil, istihdam olanakları fazla temiz yatırımlar yapılması ilimizin geleceği için çok önemlidir.

Özetle Zonguldak ve ülkemiz için, eğitim ve yatırım faaliyetleri ile desteklenen bir istihdam seferberliğine girişmek zorundayız.

Dünyanın en önde gelen ülkeleri eğitime ve bilime yapılan yatırımlarla bugünlere gelmiştir.

Bülent Ecevit Üniversitesi’nin merkezde, Kilimli, Kozlu`da büyümesi; Ereğli’ye yeni bir üniversite kurulması, ki bunun da kanun teklifini hazırladım, son şeklini verip en kısa surede Meclis Başkanlığına sunacağım; Çaycuma, Devrek ve Gökçebey arasında benimde Meclis`e kanun teklifi sunduğum Filyos Vadisi Üniversitesi kurulmasıyla birlikte Zonguldak’ın bilim ve eğitim alanında bir çekim merkezi olmasında önemli bir adım atılmış olacaktır.

Ereğli Üniversitesi için Oyak ile işbirliği yapılabilir, bu zaten Ereğli’ye olan borcudur! İlimizin hem istihdamına hem de sosyal ve ekonomik gelişimine ciddi katkı sağlayacaktır.

Değerli Arkadaşlarım,

Zonguldak, Ankara`ya ödediği verginin çok çok altında yatırım alıyor, yani Zonguldak’ın hazineye verdiğini, hükümet Zonguldak`a vermiyor. Bunu almak zorundayız. Aksi halde geleceğe güvenle bakmak için hiç bir gerekçemiz olmayacak. Bölgemizi mahrumiyet bölgesi olmaktan kurtarmak zorundayız. Bunu birlikte yapacağız!

Yeni ufuklar, yeni ekonomi hamlesi yaratarak, kömür havzasının geleceğine çok parlak bir alternatif yaratılabilirdi. Almanya’da Türklerinde yaşadığı kömür havzası Ruhr’da istihdam azalınca bu çalışanlar alternatif mesleklere yönlendirildi. Ve lakin Zonguldak’ta ise tam tersine işsizliğe, açlığa ve göçe mahkum edildi! Bu hangi adalete, hangi vicdana sığar?

Zonguldak’a, Osmanlı’dan bu yana ülke ekonomisine verdiği katkı ve vefa borcu gereği özel bir statü uygulanmalı, özel teşvik kapsamına alınmalı ve göç durdurulmalıdır, diyor hepinizi saygıyla selamlıyorum. '

Kaynak: Editör: Sercan YILDIRIM
Etiketler: Turpcu,, kongrede, konuştu...,
Yorumlar
Haber Yazılımı